Selçuklu tarihinin büyük kalemi
1914 — 1978
Türk milletinin siyasî, dinî, sosyal ve kültürel meseleleriyle yakından ilgilen; bu yazılarınla geleceğe ışık tutmaya çalış.
Hayatını KeşfetOsman Turan, 1914 yılında Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı Soğanlı (Çatıksu) köyünde dünyaya geldi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında babası Kafkas Cephesi'nde şehit düştü; annesiyle birlikte Çaykara'da büyüdü. Küçük yaşlardan itibaren ilme karşı derin bir merak ve istidat gösteren Turan, uzun yıllar süren tahsil macerasının ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ni 1940 yılında birincilikle bitirdi.
Fuad Köprülü'nün asistanı olarak akademiye adım atan Turan, 1941 yılında "On İki Hayvanlı Türk Takvimi" başlıklı teziyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk doktora derecesini alan akademisyen oldu. Çalışması, yalnızca bir tez olmakla kalmayıp Orta Asya Türk kültür tarihine dair özgün bir katkı olarak da değerlendirildi.
Tarih, milletlerin hafızasıdır; onu yanlış okumak, geleceği kaybetmektir. Selçuklular meselesinde de bu hakikati daima rehber bildim.
1944'te doçentliğe, 1951'de ise profesörlüğe yükselen Turan, aynı dönemde 1948–1950 yılları arasında Londra ve Paris'te yürüttüğü ilmî araştırmalarla uluslararası Türkoloji çevrelerine tanındı. Uluslararası Şarkiyatçılar Kongresi'nde sunduğu tebliğler, onun Selçuklu meselesindeki özgün yorumunu Batı akademisine taşıdı.
Siyasette de etkin olan Turan, 1954–1960 ve 1965–1969 yılları arasında Trabzon milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı. 1959–1966 yılları arasında Türk Ocakları Genel Başkanlığını yürüttü ve Türk Yurdu dergisini dönemin en çok okunan fikir dergisi hâline getirdi. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Yassıada'da 17 ay tutuklu kaldı; bu süreçte ilmî çalışmalarını asla bırakmadı.
1969'da siyasetten kesin olarak çekilen Turan, son yıllarını büyük eserlerini tamamlamaya adadı. 17 Ocak 1978'de İstanbul'da vefat eden Osman Turan, Silivrikapı Ayvalık Kabristanı'na defnedildi. Geride bıraktığı 20 kitap, 83 makale ve sayısız fikrî miras, Türk tarih yazımının zirve eserlerini oluşturmaktadır.
Osman Turan'ın akademik kariyeri, Türk tarihçiliğinin kurumsal anlamda şekillendiği bir dönemde başladı. Ankara Üniversitesi DTCF'de Fuad Köprülü'nün öğrencisi ve asistanı olarak yetişti; Köprülü'nün metodolojik titizliğini benimseyerek buna kendi özgün yorumunu ekledi.
1941'de tamamladığı "On İki Hayvanlı Türk Takvimi" yalnızca Türkiye'nin ilk doktora tezi olmakla kalmayıp Orta Asya kronolojisi alanında özgün bir araştırma olma niteliğini bugün de korumaktadır. Tez, ilerleyen yıllarda pek çok dilde atıf alan bir kaynak hâline gelmiştir.
1948–1950 yıllarında Londra ve Paris'te yürüttüğü araştırmalar, Batı arşivleri ve kütüphanelerindeki birincil kaynaklara erişimini sağladı. Bu dönemde katıldığı Uluslararası Şarkiyatçılar Kongresi, onun dünya akademisindeki yerini pekiştirdi.
Selçuklu devlet yapısı, Türk-İslâm medeniyeti ve Anadolu'nun Türkleşmesi üzerine geliştirdiği teoriler, sonraki kuşak tarihçiler için referans çerçeve oluşturdu. Özellikle Selçuklular Zamanında Türkiye ve Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, Türk akademisinin temel başvuru eserleri arasındaki yerini korumaktadır.
Osman Turan, akademik kimliğini hiçbir zaman siyasetten ayrı tutmadı; aksine, tarihî bilginin toplumsal sorumlulukla pekişmesi gerektiğine inanarak siyaset sahnesine adım attı.
1954 seçimlerinde Demokrat Parti'den Trabzon milletvekili seçilen Turan, 1960'a dek TBMM'de görev yaptı. Bu süreçte eğitim, kültür ve dış politika meselelerinde söz sahibi bir isim oldu. 1965–1969 yılları arasında ise Adalet Partisi'nden yeniden Trabzon milletvekili seçildi.
1960 askerî darbesinin ardından dönemin pek çok siyasetçisiyle birlikte tutuklanarak Yassıada'ya götürüldü. 17 ay süren tutukluluk dönemini sabırla geçiren Turan, bu zorlu süreçte de ilmî çalışmalarına ara vermedi; tahliyesinin ardından en verimli akademik dönemini yaşadı.
1959–1966 yılları arasında Türk Ocakları Genel Başkanlığını yürüten Turan, bu görevi sırasında Türk Yurdu dergisini dönemin önde gelen fikir platformlarından biri hâline getirdi. Milliyetçilik, Türk-İslâm medeniyeti ve millî kimlik eksenindeki yazıları, geniş bir okuyucu kesimine ulaştı.
Osman Turan'ın milliyetçilik anlayışı, döneminin dar milliyetçilik yorumlarının ötesine geçerek kökleri İslâm medeniyetine uzanan bir Türk-İslâm sentezi çerçevesinde şekillendi. Ona göre Türklük ve İslâm, Anadolu'da özgün bir medeniyet formunu birlikte inşa etmişti.
Turan, tarihsel araştırmalarında Türklerin İslâm medeniyetine yaptığı katkıyı öne çıkardı. Selçuklu döneminin yalnızca siyasi değil, kültürel ve medenî bir dönüşüm olduğunu savunan Turan, bu tezi onlarca yıl süren arşiv çalışmalarıyla destekledi.
Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı evrensel egemenlik idealini "cihân hâkimiyeti mefkûresi" kavramıyla kavramsallaştıran Turan, bu ideali olumsuzlayan değil, insanlığa hizmet perspektifiyle yorumlayan bir içeriğe büründürdü.
Türk milliyetçiliği, yalnızca etnik bir refleks değil; insanlığa hizmet etmek için tarihten süzülen bir sorumluluk bilincidir.
Turan'ın fikrî mirasının belki de en özgün yanı, tarihsel analizi güncel meselelerle buluşturma yeteneğiydi. Türkiye'de Manevî Buhran: Din ve Laiklik adlı eseri, bu yeteneğin bir tezahürü olarak dönemin Türkiye'sinde büyük yankı uyandırdı.
"Tarih, yalnızca geçmişin kaydı değil; milletlerin geleceğe taşıdığı birikimin aynasıdır."
— Prof. Dr. Osman TuranTrabzon, Çaykara/Soğanlı'da dünyaya geldi. Babası Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde şehit oldu.
Ankara Üniversitesi DTCF'den mezun oldu; Fuad Köprülü'nün asistanı olarak göreve başladı.
TC tarihinin ilk doktora tezi sayılan On İki Hayvanlı Türk Takvimi ile doktor unvanını aldı.
Doçentliğe yükseldi; Türk-İslâm Tarihi derslerini okutmaya başladı.
Londra ve Paris'te ilmî araştırmalar yürüttü; Uluslararası Şarkiyatçılar Kongresi'nde tebliğ sundu.
Profesörlüğe yükseldi.
Demokrat Parti'den Trabzon milletvekili seçildi; TBMM'de görev yaptı.
Türk Ocakları Genel Başkanı olarak görev yaptı; Türk Yurdu dergisini Türkiye'nin en çok okunan fikir dergisi hâline getirdi.
27 Mayıs darbesi sonrası Yassıada'da 17 ay tutuklu kaldı.
Adalet Partisi'nden yeniden Trabzon milletvekili seçildi. 1969'da siyasetten kesin olarak çekildi.
En önemli ilmî eserlerini kaleme aldı: Selçuklular Tarihi, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, Selçuklular Zamanında Türkiye…
17 Ocak'ta İstanbul'da vefat etti. Silivrikapı Ayvalık Kabristanı'na defnedildi.